Kalp damarları açısından riskli hastalarda erken teşhis şansı arttı

Geçtiğimiz ay gerçekleştirilen GE Healthcare Medya Zirvesi’ne konuşmacı olarak katılan Kardiyoloji Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, GE Healthcare Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Mine Öztürk ile birlikte Medikal Plus’ın sorularını cevaplandırdı. Zirve’de yaptığı, “Türkiye’de Kalp Sağlığı ve Trendleri” konuşmasıyla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, “Kalp hastalıkları Türkiye’nin en önemli problemlerinden bir tanesi. Yaklaşık Türkiye’de ölümlerin yüzde 40’ı kalp ve damar hastalıklarına bağlı meydana geliyor. Bunun için kardiyoloji, özellikle sağlık endüstrisinde hem servis olarak, hem ülke açısından hem de sağlıkla ilgili yatırımlar yapan şirketler açısından önemli bir alan. Kardiyolojide en önemli problemlerden bir tanesi de halkın bilgilendirilmesi. Çünkü kalp hastalıklarına sebep olan nedenleri ortadan kaldırabilirsek yüzde 80’lik bir hasta grubunu bunlardan koruyabiliriz. Bunun için bilgilendirme, eğitim toplantıları ve erken teşhis cihazlarından yararlanmak önemli. Biz Türk Kardiyoloji Derneği olarak bu konuda aktif olarak çalışıyoruz. Yeditepe Üniversitesi’nde de cihaz ve servis altyapımız gelişmiş durumda” dedi.

GE’nin tomografi cihazları Kalp hastalıklarında birinci amacın korumak olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Değertekin şunları söyledi: “Bunda erken teşhis çok önemli. Bununla ilgili olarak son dönemlerde tomoğrafi anjiyosu dediğimiz, sanal anjio ile 5-6 saniyede tüm kalp damarlarını görüntülemek mümkün. Bu da özellikle yüksek riskli grupta olan hastalarda damarda problem olup olmadığını, erken teşhis olarak ortaya koyabiliyoruz. Özellikle GE’nin tomoğrafi cihazlarında radyasyon miktarı 1/5’e kadar indi. Bu da bu cihazların daha yaygın ve güvenli bir şekilde kullanılmasını sağlıyor. Özellikle kalp damarları açısından riskli hastalarda erken teşhis şansımız artmış durumda. Kalp krizi şüphesi olanlar doktora danışarak, doktorun değerlendirmesi sonucu bu cihazlarla kalp damarlarını görüntüleyebilirler. Göğüs ağrısı ile acile başvuran hastalar var. Bunların kalp krizi olup olmadığını anlamak için elektro çekiyoruz. Bazı kan tetkikleri yapıyoruz. Bunlar bize yüzde 100 doğru tanı sağlamıyor. Bu hastaları biz bu hastaları acil ünitesinde 7-8 saat tutmak zorunda kalıyoruz. Bu durum kalp krizinin doğru teşhisini zorlaştırıyor. Bu durumlarda tomoğrafi anjiyo ile kalp krizinin doğru teşhisini anlıyoruz. Son 5 yılda ülkemizde 100’e yakın cihaz hastanelerde kurulmaya başlandı. Klasik anjiyo ile karşılaştırdığımız zaman hastaların artık yüzde 10-15’i bu tomoğrafi anjiyo yöntemiyle teşhis edilip değerlendirilmeye başlandı. Kalp damarındaki hastalıkla ilgili erken teşhisi sağlıyor. Damarın duvarını da bu çekimlerle görebiliyoruz. Damarın içinde bir problem olması bile duvardaki durumdan kalp hastalığını teşhis ediyoruz. Geri ödeme konusunda biraz sıkıntı var. Devletin bir miktar geri ödemesi var. Bu çok yeterli değil. Geri ödemeler biraz daha iyi yapılırsa bu cihazların yaygın kullanım şansı daha fazla olur ve erken teşhis şansımız da artar. Hastalıkları kısa dönem düşünmemek lazım. Hastalıkların bir hastaya bir de topluma maliyeti var. Bu maliyet hesaplarını yeterli kayıtlar olmadığı için ülkemizde henüz yapamıyoruz. Bu hesapları yaptığımız zaman hastanın erken teşhisinden kazandığımız en basitinden ilaç harcamalarını düşürdüğümüz zaman tomoğrafinin çekim ücretinin bir miktar iyileştirilmesi devlete ek yük getirmeyecek, bilakis uzun dönemde çok ciddi ekonomik faydaları olacaktır.”Cihazların kullanımı yaygınlaştı

Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Üniversite hastanelerinde bu tür cihazların kullanımı yaygınlaştığını belirten GE Healthcare Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Mine Öztürk ise, “Sağlık Bakanlığı yeni bir takım düzenlemeler getirdi. Nüfus dağılımına göre bu tür cihazların kullanılması yönünde yönetmelikler çıkartıldı” dedi. GE Healthcare olarak Türk Cumhuriyetleri’nde de aktif olduklarını anlatan Öztürk, “Azerbaycan, Gürcistan ve Özbekistan’da yeni klinikler, hastaneler açılıyor. Onkoloji konusunda yeni çalışmalar var. GE Türkiye buralarda çok aktif. Türkiye pazarında organizasyon olarak büyüyoruz. Sağlık Bakanlığı ile çok güzel çalışmalar başlatmak üzereyiz. Dolayısıyla çalışmalarımız çok hızlı bir şekilde devam ediyor” şeklinde konuştu.
Sağlıkta ciddi bir dönüşüm yaşanıyor

Türkiye’nin sağlık açısından çok ciddi bir dönüşüm gösterdiğini anlatan Prof. Dr. Muzaffer Değertekin sözlerini şöyle sürdürdü: “E-Devlete geçmekle birlikte bütün ülke verileri kayıt altına alındığı için sağlık konusunda bilgilere artık daha çok hakimiz. Kalp hastalıkları konusunda artık birçok verilere sahip durumdayız. Türkiye’deki nüfus giderek yaşlanacak bu da kalp hastalıklarının giderek artacağını gösteriyor. 2020-2030’dan sonra batılı toplumlara benzer hale geleceğiz. Bu açıdan kalp krizine acil müdahale çok önemli. Sağlık Bakanlığı’nın 112 organizasyonu çok önemli. Biz de Yeditepe Üniversite Hastanesi olarak 24 saat kalp krizine müdahale ünitemiz var. Yeni gelişen anjiyo cihazları ile görüntü kalitelerimiz artmış durumda. Kişiyi kalp krizine bağlı hem ölümden koruyoruz, hem de kalbinin kasılma rezervini krizden ne kadar erken korursak uzun dönemde kalp performansını daha sağlıklı hale getirebiliyoruz. Bu da kişinin daha sağlıklı, daha verimli, kalp hastası olsa bile yaşamasını sağlıyor. Gelişmiş ülkelerde kalp krizi geçiren kişilerin yüzde 30’u kriz anında ölüyor. Yüzde 50’si hastaneye gelebiliyor. Yüzde 20’si de ambulans ile transfer ediliyor. Şimdi bu durumu dikkate aldığımız zaman çok yoğun insanların olduğu bölgelerde ani kalp krizlerine karşı kriz anında duran kalbi çalıştırabilirseniz ondan sonra hasta için bir risk oluşturmuyor. Kişiyi gerçekten hayatta tutabiliyorsunuz. Suni masaj ve kalbi defibrilatör ile çalıştırabilirseniz hayatta tutma şansı çok artıyor. Bu konuda 112’lerin organizasyonu gittikçe gelişiyor. Havaalanlarında defibrilatör cihazlarının kullanımını gerçekleştirdik. Amacımız bu cihazların kullanımını daha da yaygınlaştırmak. Türkiye’de tıp alanında bütün yeni teknolojileri yaygın bir şekilde kullanabiliyoruz. Hekimlerimiz bu konuda yeterli eğitime ve bilgi birikimine sahip. Bununla ilgili olarak Türkiye’deki medikal firmalarla genel iletişimimiz iyi. Kendi ihtiyaçlarımıza göre gerekli teknolojileri bütçelerimiz el verdiği müddetçe elde etmeye çalışıyoruz. Sağlık teknolojisi açısından oldukça iyi yerde olduğumuzu söyleyebilirim.”